Özel Arama

11/6/2008

mevhibe

bugün sizlerle okuduğum iki kitabı paylaşmak istiyorum. kitapları hastanede kayınvaldeme refakat ederken okudum. hastane günlerimin çabuk geçmesinde büyük katkıları olduğunu söyliyebilirim.

ilk kitabın yazarı gazeteci gülsün bilgehan. anneannesi mevhibe inönü nün hayatını kaleme aldığı kitabın adı da mevhibe. ismet inönü nün son yıllarına denk gelen çocukluk yıllarımda,ismet paşa nın sürekli yanında gördüğüm (gazete resimlerinde)  zarif,narin ve naif  bir hanımefendi kafamdaki mevhibe. kitabı okudukça o zarif ve narin görüntüsüne rağmen çok güçlü ve sağlam bir mevhibeyle tanıştım.inönü nün cepheden cepheye koştuğu ilk evlilik yıllarından itibaren uzun ayrılıklar yaşamış karı koca.aileye hep mevhibe kol kanat germiş. ülke mücadelesindeki inönü yü özel hayatlarına dair her sıkıntıdan uzak tutmuş.kendinden bahsetmeyi pek sevmesede her belge ve bilgiyi arşivlemesi özellikle uzun ayrılık dönemlerindeki karı kocanın birbirlerine yazdıkları mektupları kızı özden toker vasıtası ile torunu gülsüm bilgehan ın hayatını kaleme almasına vesile olmuş.kitap ismet inönü nün,cumhurbaşkanlığına kadar olan dönemi kapsıyo. devam niteliğindeki ikinci kitabı çankayanın hanımefendisi ni henüz okumadım ama en kısa zamanda okuyacaklarım arasında olacaktır.

tanıtacağım ikinci kitap bir geyşanın anıları. yazarı arthur golden. kitap ilk başta biraz beni sıktıysada sebat edip elimden bırakmadım.(kitap okudukça daha çok sardı beni) çünkü hep merak etmişimdir japonlardaki geyşa kültürünü.geyşaların bize göre gizemli olan dünyalarını bütün açıklığı ile anlatan bir kitap.ilgilenenlere tavsiye edebilirim.herkese bol okumalı günler dilerim.

1/3/2008

neyzen tevfik

           neyzen tevfik kolaylı

hayatı Bir rakama göre 24 mart, diğer bir rakama göre 14 Haziran 1879'da Bodrum'da doğdu. Tevfik'in yedi yaşlarındayken eşkiyaların çarşıda götürdüğü insan başlarını görmesiyle bağlantılı olarak sara nöbetleri başlamıştır. Ailesinin yaşadığı Urla'da bir neyzenden nota bilgileri alarak kendini bu alanda geliştirdi. İzmir idadisi'nde bir süre okuyarak bitirmeden ayrıldı. Kendi kendine Farsça öğrenerek İzmir Mevlevihanesi'ne girdi. Bir süre sonra İstanbul'a yerleşen Tevfik, Galata'nın yanısıra Kasımpaşa mevlevihanelerinde işine devam etti. 1902 yılında bektaşi dervişi oldu. Bu sıralarda şiire ilgi duyan Tevfik, Mehmet Akif ve Şair Eşref'ten etkilendi. 1908 yılından 1913 yılına kadar Mısır'da bulundu.

Neyzenlikteki ustalığına rağmen yergi ve taşlamalarıyla ünlendi. Kullandığı dilin eski ve güç anlaşılan bir dil olması, biçimsel olarak eksik olan şiirleri nedeniyle toplumda bu konuda kalıcı olamadı. Toplumdaki haksızlıkları gözüne kestiren Tevfik, siyasetin yanısıra; dini baskı, çıkarcılık gibi konuları işledi.


 Yaşayış şekli Tevfik, toplumun kurallarının dışında bir yaşam sürdürmüştü. Para veya geçim sıkıntısı çekmemiş, kaygıları olmamıştı. Ayrıca neyzenlik konusunda içinden geldiği gibi çalıp, ardından maddi beklentileri olmamıştı. Kendi söylemine göre bu konuda yüze yakın plağı bulunmaktadır.

Tevfik, içkiye olan büyük ilgisiyle de bilinmektedir. Ayrıca söz edildiğine göre Atatürk sevgisi için şöyle denilmektedir; O'nun vefatından sonra günlerce evden çıkmamıştır.


 Eserleri 
Hiç
Azab-ı Mukaddes
Nihavent Saz Semaisi
Şehnazbuselik Saz Semaisi
Taksimler
Taş plak.

 Fıkraları
Neyzen Tevfik, neyzenliğin ve şiirin yanısıra fıkralarıyla da bilinirdi. Halk tarafından birçok fıkrası bilinse de, edebiyat dünyasında kaynaklarda fıkralarıyla ilgili fazla bilgi yer almamaktadır. Hatta bazı kaynaklar hiç ele almamaktadır.

Başlıca bilinen fıkraları:

Padişahçılık
Hamam Sefası
Edep
Kırk yıllık ölü

aslında onun için daha yazılacak çok şey var kuşkusuz.

şimdilik bir şiiriyle noktalamak istedim.

zamanında yaşayan yobaza hitap etmiş.

 

ne ararsın tanrı ile aramda

sen kimsin ki orucumu sorarsın?

hakikaten gözün yoksa haramda

başı açığa neden türban sorarsın?

 

rakı, şarap içiyorsam sana ne

yoksa sana bir zararı, içerim

ikimiz de gelsek kıldan köprüye

ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

 

esir iken mümkün müdür ibadet

yatıp kalkıp atatürk'e dua et...

senin gibi dürzülerin yüzünden

dininden de soguyacak bu millet.

 

işgaldeki hali sakın unutma

atatürk'e dil uzatma sebepsiz

sen anandan yine doğardın amma

baban kimdi bilemezdin serefsiz.

26/2/2008

atilla ilhan - üçüncü şahsın şiiri

atilla ilhan hayatı
1925’te Izmir’in Menemen ilçesinde dogdu.Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki yüksek ögrenimini yarida birakti, gazete ve dergilerde çalisti. Demokrat Izmir Gazetesi Genel Yayin Müdürlügü ve Basyazarligindan Ankara’da Bilgi Yayinevi Danismanligina geldi (1973-1980). Senaryolarinda Ali Kaptanoglu adini kullandi. Belli basli filmleri: Yalnizlar Rihtimi (Lütfi Akad), Atesten Damlalar (Memduh Ün), Rifat Diye Biri (Ertem Gönenç), Soför Nebahat (Metin Erksan), Devlerin Öfkesi (Nevzat Pesen), Ver Elini Istanbul (Aydin Arakon).
11 Ekim 2005 tarihinde Istanbul'da yasamini yitirdi..

 

kanal d de annem dizisini izliyenleriniz vardır herhalde. bende mümkün olduğunca izlemeye çalışıyorum.geçen hafta yayınlanan fragmanlarında ilhan şeşen atilla ilhan ın bir şiirini okuyordu.diziyi izlerken hep o sahnenin gelmesini bekledim.etkilenmişim demek ki.şiir tabiki çok güzelde,okuyanın da hakkını vermeli neme lazım.benim gibi meraklıları için almak istedim bloğuma şiiri.

 

ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ


Gözlerin gözlerime degince,
felaketim olurdu aglardim.
Beni sevmiyordun bilirdim,
bir sevdigin vardi duyardim.
Çöp gibi bir oglan ipince,
hayirsizin biriydi fikrimce.
Ne vakit karsimda görsem,
öldürecegimden korkardim,
felaketim olurdu aglardim.

Ne vakit Maçka'dan geçsem,
limanda hep gemiler olurdu.
Agaçlar kus gibi gülerdi,
bir rüzgar aklimi alirdi.
Sessizce bir cigara yakardin,
parmaklarimin ucunu yakardin,
kirpiklerini egerdin bakardin.
Üsürdüm içim ürperirdi,
felaketim olurdu aglardim.

Aksamlar bir roman gibi biterdi.
Jezabel kan içinde yatardi.
Limandan bir gemi giderdi,
sen kalkip ona giderdin.
Benzin mum gibi giderdin,
sabaha kadar kalirdin.
Hayirsizin biriydi fikrimce,
güldü mü cenazeye benzerdi.
Hele seni kollarina aldi mi;
felaketim olurdu aglardim.

17/2/2008

yine can yücel - çaya kaş şeker alırsın


Yalnızlığa dayanırım da,
birbaşınalığa asla.
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka.
Bir dost göz arayışıyla.
Saat tıkırtısıyla...
Korkmam, geçinip gideriz biz mutluluğuyla,
Ama;
'Günün aydın,
akşamın iyi olsun'diyen
biri olmalı
bir telefon sesi çalmalı arasıra da olsa
kulağımda.
Yoksa,
Zor degil,hiç zor değil, demli çayı bardakta karıştırıp,
 bir başına yudumlamak doyasıya,
Ama:
'Çaya kaç şeker alırsın?'
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

  CAN YÜCEL
 
 
 

12/2/2008

can yücel - miras

                                            can yücel   (hayatı)

 

Şair Can Yücel, 1926 yılında İstanbul`da doğdu. Türkiye'nin ilk Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in oğlu olan Can Yücel, orta öğrenimini Ankara Erkek Lisesi'nde tamamladıktan sonra, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü'nde okudu. İngiltere'de Cambridge Üniversitesi`nde eğitimini sürdüren Yücel, bir süre Londra`da BBC Radyosu`nda çalıştı. 
 
Türkiye`ye dönüşünde Bodrum`da turist rehberliği yapan Yücel, daha 
sonra İstanbul`a yerleşti ve bağımsız çevirici olarak yaşamını sürdürdü.
 
Can Yücel, 1945-1965 yılları arasında ``Yenilikler``, ``Beraber``, ``Seçilmiş Hikayeler``, ``Dost``, ``Sosyal Adalet``, ``Şiir Sanatı``, ``Dönem``, ``Yöne``, ``Ant``, ``İmece``, ``Papirus`` adlı dergilerde yazdı.  ``Yeni Dergi``, Birikim``, ``Sanat Emeği``, ``Yazko Edebiyat`` ve ``Yeni Düşün`` dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi.
 
İlk şiirlerini 1950 yılında ``Yazma`` adlı kitapta toplayan Can Yücel, ``toplumsal sorunların yarattığı izlenimlerin ağırlığından kurtulmak istermiş gibi`` kimi taşlama, kimi bıçak ile işleyen duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti.
 
Ünlü dünya şairlerinden çevirdiği şiirleri biraraya getirdiği ``Her Boydan`` adlı kitabı 1959 yılında yayımlanan Yücel, yapıtlarını ``Yazma`` (1950), ``Sevgi Duvarı`` (1973), ``Bir Siyasinin Şiirleri`` (1974), ``Ölüm ve Oğlum`` (1976), ``Şiir Alayı`` (1981), Rengarenk (1982), ``Gökyokuş`` (1984), ``Canfeda`` (1987), ``Çok bi Çocuk`` (1988), ``Kısadevre`` 1990 ve ``Kuzgunun Yavrusu`` 1990 adlı kitaplarda topladı.
 
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 
Nisan seçimlerinde ÖDP`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. Yücel, 12 Ağustos 1999'da öldü. 
Güler Yücel ile evli olan şair, iki kız babasıydı.

 

marjinal bir tarafı olsada o kaba görüntüsü ile şair kalıbına uymasada severim can yücel yazılarını. ne güzel anlatmış dünyaya bakışını bu yazısında. allah rahmet eylesin.

bu dünyaya miras olarak bıraktıklarını listelemiş. liste oldukça kabarık.

 

1-Avsa adasinda üç daire, dört üçgen, bes dikdörtgen
2-Gökyüzünde bi bulut
3-Bitlis'te beş minare
4-Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5-Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
6-Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7-Palandökende bir palan, iki döken
8-Kastamonu'da üç kasto
9-Üç fay hattı
10-Bir çarsamba, iki persembe, üç cuma
11-Dünyada mekan
12-Ahirette iman
13-Denizde kum
14-Uzayda yerçekimsizlik
15-Bi çuval gazoz kapagı
16-Bi kibrit kutusu sigara izmariti
17-On sekiz saç biti
18-Biri ingilizce 6 adet küfür
19-Yirmi tane bos naylon poset
20-Sevenlerin kalbinde kurulmus bir taht
21-Bi sürü saç sakal, kil, tüy, yün
22-Üç ayri parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank
23-Bi ayakkabı çekeceği
24-Iki büyük taş kütlesi
25-Bir adet agaç gölgesi
26-Üç kuş kanadı sesi
27-Bi sürü kedi köpek
28-Bi marmara denizi
29-Camına yaslanip seyredilen iki piliç çevirmeci
30-Her aksam karıştırılan dört çöp bidonu
31-Çalıp çalıp kaçılan bes melodili apartman zili
32-Nakit 15 kuruş
33-Anne babadan kalma yarısı yasanmış bi ömür

Bağlantılarım

Image Hosted by ImageShack.us

www.flickr.com
melahatboyacı's items Go to melahatboyacı's photostream
Blogcu ile yapıldı
GOOGLE KAYIT ile Sitenizi UÇURUN ...